30/12/2023
YILBAŞI İLE İLGİLİ (2024) BİLİNÇLİ FARKINDALIK YAZISI
Esselamu aleyküm ve rahmetullahu ve berekatuhu
Günümüzdeki müslümanların büyük çoğunluğu yeni yılın girişini büyük bir coşkuyla ve sevinçle kutluyorlar. Ve çoğunlukta olan bu topluluk bu kutlamaların, dini açıdan hiçbir sıkıntı oluşturmadığı görüşüne inanıyorlar.
Müslümanlar arasında bir kesim daha var ki , bunlar da İslam dini açısından daha hassas düşünme gayreti içindeler. Bu kesim bu tarz kutlamalara karşı çıkıyor, Allah'ın dinini korumak için haklı oldukları davada toplumla her zaman mücadele içindeler. Ve yine Allah için sinirlenme hakkını kullanıyorlar. Ancak etkili ve başarılı bir tebliğ için bunun dozu çok önemlidir.
Şimdi öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki ; Bir toplumun felaha ulaşması için, huzurlu ve güzel geçim halinde olabilmesi için doğru iletişim kurmak çok önemlidir. Daha bilinçli olan kesimin, bu tarz konularda daha esnek olan daha doğrusu nefsi özgürlüğüne daha düşkün olan diğer toplum kesimini dışlamayacak bir tutum içerisinde olması gerekir. Yani; 'yanlış üslup, doğru sözün celladıdır' lafı , başarılı bir tebliğ için güzel bir rehber oluyor. Umulur ki yeterli ve yerinde bir açıklama 'Farkındalık' ve 'Hidayet' için vesile olabilir.
Hristiyanların Yılbaşı / Noel gibi bayramlarının ve buna benzer eğlence günlerini kutlanmasının caiz olmadığının izahı uygun bir üslup ile anlatılmalıdır ki davet tekniğine uygun hareket edilmiş olunsun.
Delil olarak da sunulan ayet ve hadislere rağmen, hala dirençli bir görüş söz konusuysa, imanımızı ve nefsimizi korumak adına sakince o topluluktan uzaklaşılmalıdır. Bu aynı zamanda sünnete uygun bir davranış şeklidir. Çünkü Allah Resulü sav de bu şekilde davranırdı.
Gayret bizden başarı Allah'tandır düşüncesi ile hareket edilmelidir.
Şunu unutmamalıyız ki;
Yüce Rabbimiz, hidayeti ve gaflet halinden kurtulmayı sadece dilediği kullarına nasip eder.
Allahu Teala, Bakara 7. ayette de şöyle diyor:
"Allah onların kalpleri, kulakları üzerine mühür basmıştır. Onların kafa gözleri üstünde de bir perde vardır. Onlar için , korkunç bir azap öngörülmüştür."
***
Hristiyanlar, Doğum tarihi net olarak bilinmeyen Hz İsa'ya, doğum gününün yılbaşı olduğunu atfetmiş ve yine kendilerinin belirlemiş olduğu ve onlara ait olan yılbaşı gününde , bunun kutlamasını coşkuyla yapmaktadır .
İsa as ın yani Mesihin doğum tarihi belirsizdir.Katolikler ve ortodokslar arasındaki bu tartışma günümüzde bile devam etmektedir.
Dini kitabını yani İncili koruyamayanlar , kendisine kitabın indirildiği elçinin doğum günü tarihini nasıl koruyacak ki?
Yine Hristiyanların inancına göree, Mesih yani İsa as, Haşa Allah'ın oğludur. Allahu Teala bu iftiradan beridir.
İhlas suresi 3.ayetin mealinde,
“O, (asla ve hâşâ çocuk) doğurmamıştır ve (bir anadan) doğmamıştır. "
buyrulmaktadır.
Yani;
“Allah baba değildir, oğlu yoktur,
Oğul da değildir, babası yoktur.
Allah cc böyle eksiklik ve acizliklerden uzaktır.
Yine Allah Teâlâ kullarına Meryem Suresi 88 ile 92 ayetlerine kadar olan kısımda şöyle buyurmaktadır;
" Bazıları: “Rahmân çocuk edindi” dediler.
Ey, böyle söyleyenler! Gerçekten siz çok çirkin ve korkunç bir iddia ortaya attınız!
Allah'ın merhameti olmasaydı;
Neredeyse gökler çatlayacak, yer yarılacak, dağlar yıkılıp yerle bir olacaktı;
Rahmân’a çocuk isnat ettiler diye!
Halbuki çocuk edinmek asla Rahmân’ın şânına yakışmaz! "
Değerli kardeşlerim ,
Allah’ın sevgisini kazanmak ve ebedi kurtuluşa ermek için, Kur’an’ın öğrettiği şekilde inanıp sâlih ameller işlememiz gerekir.
Bu ayeti kerimelere karşı çıkıp, Allah'a iftira atan bir toplulukla, aynı kutlamalar içinde bulunmak , o topluluğa karşıı ,samimiyet ve hoşgörü beslemek demektir. Daha net bir ifade ile Allah'ın düşmanlarıyla dost olmak demektir.
Rabbimiz C.C.Maide 51 de buyuruyor ki ;
"Ey iman edenler, Yahudi ve hristiyanları dost edinmeyin.Onlar ancak birbirlerinin dostlarıdır. İçinizden kim onları dost edinirse o da onlardandır"
Mumtehine süresi 1 ayette;
Ey inananlar! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin. Onlar, size gelen gerçeği inkar etmişken, onlara sevgi gösteriyorsunuz; oysa onlar, Rabbiniz olan Allah'a inandığınızdan ötürü sizi ve Peygamberi yurdunuzdan çıkarıyorlar. Eğer sizler Benim yolumda savaşmak ve rızamı kazanmak için çıkmışsanız onlara nasıl sevgi gösterirsiniz? Ben, sizin gizlediğinizi de, açığa vurduğunuzu da bilirim. İçinizden onlara sevgi gösteren kimse, şüphesiz doğru yoldan sapmıştır.
Sahabeler de müşriklerin bayramlarına katılmayı caiz görmüyordu Ömer radıyallahu anh şöyle buyurmuştur ;
"Allah'ın düşmanlarının bayramlarından sakının"
Şimdi konuyu kısaca toparlayayım;
Hristiyanların , Haşa Allah'ın oğlunun doğum günü diye kutladıkları yılbaşını kutlamak caiz değildir. Allah'ın hükümleri karşılıklı değiş tokuş yapılacak bir şey de değildir.Örneğin;
P**a tapan biri seninle mescide geldi diye sen de onun bayramını kutlayamazsın. Kafirlerin bayramlarını kutlamak /tebrikleşmek onların dinine ve sembollerine rıza göstermek demektir.
Bunu yapmak ittifakla haramdır ve kişiyi küfre kadar götürür. Çünkü küfre razı olmak da küfürdür. Bir düşünün Allah'a ve ahiret gününe iman etmeyen bu kâfirlerin bayramıyla tebrikleşmek ne kadar tuhaftır.
Ayrıca bu kafir toplulukları tarih boyunca Müslümanların ırzına geçen, kanını döken, ülkelerin işgal eden bir topluluktur. Ve bunlar ellerine bir fırsat geçse islam'ın kökünü kazmak için her şey yaparlar.
Düşünün Allahu Teala onlar benim düşmanımdır derken bizler benim düşmanım değildir mi diyeceğiz??
Hem Allah'ın ayetlerini okuyoruz hem de çocuk çoluğumuzla ailemizle onların dinine mi iştiyak edeceğiz??
Kalpler öldüğünde ve şahsi zevkler ön planda olduğunda, maalesef ki kalbe böyle sapkın eylemler nüfus edebiliyor.
Bu bahsettiğim konularda gaflete düşmüş olan kardeşlerim varsa, onlara şunu söylemek istiyorum. Rabbimizin Tevbe kapısı son nefesimize kadar açıktır. O, bir kuluna hatasını fark ettirip tevbe etmesini nasip etmişse, affetmeye de layık görmüştür. Allah rasulunun (sav) Veda Hutbesinde bizlere emanet ettiği 2 şeyi unutmayalım;
Peygamberimiz (asm) şöyle buyurdu:
“Size iki şey bırakıyorum. Bunlara tutunursanız asla delalete düşmezsiniz: Bunlar Allah’ın kitabı ve sünnetimdir” (Hâkim, 1/93).
Bizler Müslüman olarak bir yerde bir yanlış gördüğümüzde buna duyarsız kalmamalıyız.İyiliği emredip kötülükten, yani yanlış bir işten alıkoymalıyız.Elimizle yada dilimizle..
Buna da gücümüz yetmiyorsa kalben mücadele halinde olmalıyız.
Rabbim bizleri doğru yola iletsin ve bu yol üzerinde bizlere sebat versin...
Selam ve dua ile....
Nuray Bingöllü
30 Aralık 2023