31/01/2026
Çocukların seni yargılar gibi bakmaya başlar.
Bir gün fark edersin.
Çocuklar büyümüştür artık.
Sana sadece “anne” gibi bakmazlar.
Geçmişte verdiğin kararları, yaptıklarını, yapamadıklarını tartar gibi bakarlar.
Söylenenler ağırdır.
Bazen kelimelerle,
bazen uzun suskunluklarla,
bazen de “sadece merak ediyorum” kılığına girmiş sorularla gelir:
“Neden orada değildin?”
“Neden böyle yaptın?”
“Neden izin verdin?”
"Sen de çok iyi insan değildin"
Ve sen oradasındır…
Hayat veren,
elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışan,
bildiği kadar seven bir anne olarak.
Uykusuz geceleri bilmezler.
Korkarak verdiğin kararları,
kimseye anlatmadan yaptığın fedakârlıkları,
sırf onlar üzülmesin diye içine attıklarını görmezler.
Bazen şunu da unuturlar:
Senin de bir zamanlar bir çocuk olduğunu…
Oysa kendilerinin bile beş yıl önceki haline baksalar neler ne hatalar görürler. Ne hikmetse senin 30 yıl önceki halini mükemmel isterler.
Senin de yaralandığını görmezler.
Kimsenin sana “annelik rehberi” vermediğini…
Ve çoğu zaman büyütürken aslında hayatta kalmaya çalıştığını.
Çocukların yargılaması çok acıtır.
Çünkü o yargı, senin yerinde olmadan yapılır.
Çünkü bağlam bilinmez.
Çünkü yük taşımadan fikir yürütmek kolaydır.
Bu satırlar hataları savunmak için değil.
Bugün kendini sorgulanmış, küçülmüş, yorgun hisseden
anne kalbini biraz olsun rahatlatmak için yazıldı.
Belki bir gün anlarlar.
Belki de anlamazlar.
Ama şunu bil:
Korkudan, yorgunluktan, çaresizlikten doğan hatalar için
ömür boyu suçluluk taşımak zorunda değilsin.
Çünkü sevgi eksik değildi.
Anne olmak kusursuz olmak değildir.
Anne olmak, hata yaparken bile sevmeye devam edebilmektir.
Ve bugün çocukların sana yargıç gibi baksa da, kendini anlatma sus...
Allah seni bir anne olarak görür.Ve onlar yetişkin olunca seni onlara çok da güzel anlatır.
Merhametle…
Hakkaniyetle…
Ve yükünü hafifleten bir sevgiyle.
Bu Yazı İspanyolca bir yazıdan ilhamla bizim tarafımızdan yeniden düzenlenmis ve ilk kez Nazım Hikmet Ran sayfamızda yayınlanmistir.