05/02/2024
Öldük....
Ağaçlarda kuşların, sokaklardaki canların bile ağlaştığı, çiçek kokulu dağların karanlığa gömüldüğü, insan olanın iniltilerle boğulduğu, siren seslerinin gökyüzünde kara bulut olup üstümüze taştığı, kan içinde yardım bekleyen milyonlarca çaresiz yüreğin yalnızlaştığı, yaşama umudunun betonlar altına gömüldüğü, kahreden acının gözyaşı olup taştığı, vicdanların çürüdüğü günün adı: 6 Şubat’tı.
Kaç can enkazlar altında acılar içinde kıvranarak, çığlıklara boğula boğula can verdi bilmiyoruz.
Kaç can donarak öldü hiç bilmiyoruz.
Kendilerine devlet diyenlerin açıkladıkları rakamların gerçeğin çok ötesinde olduğunu anlamamak için tapınmışlığın bir parçası olmak gerek.
Ölüm tarlalarına dozerlerle kazılmış çukurlara atılan binlerce can kimler bilmiyoruz.
Üstlerinde “kız çocuğu”, “erkek çocuğu”, “yetişkin kadın”, “yetişkin erkek” yazan karatahtaların altındaki yurttaşlar kimler bilmiyoruz.
Günlerce sesleri çıktığınca bağrışan insanlığı duymadılar.
“Neredesiniz?”, “devlet nerede?” diye soranlara “hain” dediler.
Ölümü seyrettiler.
“Takdir-i ilahi” deyip din cambazlığıyla suçlarını örtmenin yarışına girdiler.
Bir yudum su, bir lokma ekmek, çadır, doktor, ilaç, barınacak yer isteyenlere “bozguncu” dediler.
Çocukların gözyaşlarını görmediler.
Annelerin-babaların hıçkırıklarını duymadılar.
Aradan 1 yıl geçti yüreklerimizdeki kahır, hiç dinmeyen sancı ve çaresizliğe isyan büyüdükçe büyüyor.
Hesaplaşacak “suçlu” yok!
Oysa imar barışı adıyla imar aflarını çıkaranlar, kentsel dönüşüm adıyla yaşam alanlarının talan edilip gökyüzüne yükseldikçe yükselen betondan tabutlukların dikilmesine, nehir boylarına, dere yataklarına inşaat yapılmasına izin verenler ve o inşaatları denetlemeyenlerin hepsi suçlu.
Bu insancıkların kimler olduğu en tepeden en aşağıdakine kadar biliniyor.
Halen çadırlarda, konteyner denen derme çatma barakalarda kıvranan insanlığa, öldüğünüzle kalın diyorlar, susun yoksa sustururuz diyorlar.
O gün titreyen yüreğimin verdiği son güçle enkaz başında canımdan koparılan yavrum için bağırdığımda yanımda yüzlerini daha önce hiç görmediğim, seslerini hiç duymadığım vicdanlı insanlardan başka hiç kimse yoktu.