Genç Tekstilciler

Genç Tekstilciler Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Genç Tekstilciler, Apparel & Clothing, Istanbul.

29/08/2017

Rakip ariyor

29/08/2017
29/08/2017

Remayöz Omuz Dikme Makinesi

KODAMANLAR TEKSTİL PERSONEL ALIMI
28/08/2017

KODAMANLAR TEKSTİL PERSONEL ALIMI

15/08/2017
İLK TEKSTİL MAKİNELERİ
15/08/2017

İLK TEKSTİL MAKİNELERİ

15/08/2017

TEKSTİL NEDİR ?
Tekstil bilindiği gibi insanoğlunun yaratılışından beri en önemli gereksinimlerden biri olmuştur. Tekstil, her türlü elyaftan; çeşitli yöntemleri (örme, dokuma, dokusuz yüzey elde etme metodları) kullanarak yüzey elde etme sanatı olarak tanımlanabilir.

Elyafların eğirilmeye müsait duruma getirilebilmesi yüzey elde etme aşamalarının önemli bir başlangıç noktasıdır. Elyafların bir araya getirilip büküm verilmesiyle oluşan liflerin ise belirli bir en boy oranına sahip olması gerekir. Tekstil liflerini oluşturan elyaflar büküm verilerek bir araya getirilir, böylece bu lifler arasındaki sürtünme kuvveti sayesinde birbirine tutturularak belirli bir mukavemet ve düzgünlük sağlanmış olur. Bundan sonraki aşamalar ise bu işlemlerin üzerine temellenir, burada lifler belirli oranlarda karıştırılarak yeni lif kombinasyonları elde edilir. Burada çeşitli liflerin güçlü özellikleri bir araya getirilerek yeni lif kombinleri elde edilir. Bu lifler istenen özelliklere göre belirli oranlarda karıştırılır, lif karışımları tekstilde çok önem verilen konulardan biridir. Hatta geçmişte ''iyi bir tekstilci yaptığı lif ve elyaf karışımı ile anlaşılır'' gibi söylemler yaygındı.

Tekstil ve konfeksiyon arasındaki fark
Tekstil sektörünün faaliyet alanı, elyafın elde edilmesinden; elyaftan iplik ve mamul kumaş yapımına kadar uzanırken, hazır giyim ise kumaştan giyim eşyası elde edilene kadar olan süreci kapsamaktadır. Konfeksiyon ise hazır giyim üreten sanayii dalına verilen isimdir. Tekstil kelimesi bütün bir süreci kapsayan bir anlamda ifade etmektedir. Konfeksiyon ise tekstilin sadece bir koluna verilen isimdir.

15/08/2017

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE DOKUMA MAKİNELERİ

İnsan, avcılık ve toplayıcılığa dayalı bir hayat sürdüğü Paleolitik ve Mezolitik devirlerde örtünme ihtiyacını büyük ölçüde avladığı hayvan derilerinden karşılıyor olmalı idi. Bu nedenle, testilin ortaya çıkması yalnız örtünme ihtiyacına bağlanamaz . zaman içinde değişen iklim koşulları, insanları giyebilecekleri daha uygun giysel aramaya yönlendirmiş olmalıdır. Ancak bunun için hammadde ve daha da önemlisi onu işleyecek teknolojiye ihtiyaç vardı. İnsan bu iki dönemi hedefi ise ancak yerleşik hayata geçtiği ve üretimciliğe başladığı Neolitik devirde ulaşmıştır.

Dokunmuş kumaşların M.Ö. 6500 yılında kullanıldığına dair arkeolojik buluntuların mevcut olması, iki iplik sistemiyle tekstil yüzeyi oluşturma metodu olan dokumacılığın günümüzden en az 8000 yıl kadar önceleri de bilindiği ortaya koymaktadır. Neolitik taş derine ait olan ve karbonlaşmış halde bulunan bu eski dokuma kumaşlara yurdumuzda yapılan kazılarda da rastlanmıştır.

Doğu Anadolu’da yer alan ilk üretimciliğe geçişin en önemli yerleşmelerinden biri olan Çayönü’nde, koyunun yaklaşık olarak M.Ö. 7500 yıllarında evcilleştirildiği saptanmıştır. Yine tarihlere ait tabakada ele geçen ve yassı kemikten yapılmış bir bilekliğin, dokumayla ilişkisi olabileceği ileri sürülmüştür. Ancak, bu tarihlerde yerleşmede ağırşak ve dokuma tezgahı ağırlığının ele geçmemesi dokumanın kesin olarak başladığını kesin olarak başladığını gösteren kesin delillere sahibiz. Doğu Çatal Höyük’te de yapılan kazılarda, yanmış mezarlarda karbonlaşmış halde bez parçaları ele geçmiştir ve yapılan incelemeler sonucunda bunların yün cinsi bezlere ait oldukları saptanmıştır. Ancak Doğu Çatal Höyük’te ele geçen bez parçaları, bazı cevaplanması gereken soruları da beraberinde getirmiştir. Bu bezler nasıl dokunmuştur? Bu sorunun cevabı, dokuma teknolojisinin gelişim aşamasının bilinmesi açısından önemlidir. Kuşkusuz, bezlerin nasıl dokunduğuna ilişkin bilgiler o yerleşim yerinde ele geçen dokuma ile ilgili buluntulara dayandırılmaktadır. Doğu Çatal Höyük’te ise bu konuda farklı ve çelişkili görüşler ileri sürülmektedir. Bazı bilimler Doğu Çatak Höyük’te dokuma tezgahı ağırlığının bulunduğunu ve buna dayanarak bu tarihlerde dokumanın, ağırlıklı dokuma tezgahlarında yapıldığını ileri sürmüşlerdir. Bunun yanında, son yıllarda bu konuda çalışan bazı bilim adamları, Çatal Höyük’te mezarlarda ele geçirilen bezlerin iğne ile ve sepet örgüsüne benzer şekilde dokunduklarını belirtip ağırlıklı dokuma tezgahının henüz bu dönemde kullanılmadığını ileri sürmüştür.

Anadolu’nun dışında Kıbrıs, Girit Adaları’nda ve Yunanistan’da da yaklaşık M.Ö. 5500 yıllarından başlayarak dokuma ile ilgili buluntular ele geçmiştir. Görüldüğü gibi dokumayla ilgili en erken buluntular bazı belirsizlikler olsa da Anadolu’da ele geçmiştir. Bu buluntulara dayanarak dokumacılık teknolojisinin Anadolu’da ortaya çıktığını söyleyebiliriz.

Anadolu’da dokumacılığın Neolitik devir içinde de fazla bir değişikliğe uğramadan devam ettiğini görmekteyiz. Ortak Karadeniz Bölgesi’nde yer alan İkiztepe yerleşmesinde ilk Tunç dönemine ait seramik fırınlarının civarında çok sayıda dokuma tezgahı ağırlığının ele geçmesi, İkiztepe’nin bu dönemde dokumacılıkta önemli bir merkez olduğunu göstermektedir.

Bugün bildiğimiz dokuma formundan hiçbiri farklı olamayan ilk kumaşların, hasır örme tekniğinden esinlenerek ortaya çıktığı da iddia edilmektedir. İki iplik sisteminin birbiri içerisinden örgü oluşturacak biçimde ve birbirine 90°’lik açılarla geçirilebilmesi için, çözgü sistemi düşey olarak asılmakta, atkılar ise bunların arasında elle geçirilmekte idi. Bu durumda dokuma düzlemi önceleri düşey olarak kullanılmıştır. Bu ilkel dokuma tekniğinin gelişim göstererek dokuma tezgahı haline dönüşmesi M.Ö.4000 yıllarına rastlamaktadır.

M.Ö. 2000 yıllarına ait tabletlerden gerek Anadolu’dan diğer bir bölgelere ve gerekse dışarıdan Anadolu’ya doğru büyük boyutlu bir kumaş ticaretinin yaşandığını örenilmektedir. Ayrıca, ele geçen bu tabletlerden dokumanın nasıl yapıldığı, kumaşların isimleri ve kaliteleri ile ilgili de önemli bilgiler vardır. Örneğin; Anadolu’da çok yaygın dokunan yünlü bir kumaşın isminin Pirikannu olduğu bilinmekte. Bu bilgilerden, M.Ö. 2000 yıllarında Anadolu’da ve ona yakın bölgelerde artık dokumacılığın bir sanayi haline geldiği anlaşılmaktadır. Erken Hitit ve Hitit İmparatorluk döneminde, dokuma tezgahı ağırlıklarının artık M.Ö. 3000 yıllarındaki form çeşitliliklerini kaybetmeleri, belli büyüklükte ve formda dokuma tezgahı ağırlıklarının yapılmaya başlanması kanıtıdır.

Eski Yunan Vazoları Üzerine Çizilmiş Dokuma Tezgahları

Üzerinde ağırlıklı dokuma tezgahının çizildiği en erken vazo, M.Ö. 600 yıllarına tarihlenen bir Erken Korinth Aryballos’udur.

Erken Korinth Aryballos

Üzerine dokuma tezgahının resmedildiği ikinci örnek Metropolitan Müzesi’nde bulunan ve Attika’da üretilmiş olan bir Lekythos, Amasis ressamı siyah figür tekniğinde boyanmıştır ve M.Ö. 6. yüzyıl ortalarında tarihlenmiştir.

Amasis Resamı’nın Lekythos’u

Ağırlıklı dokuma tezgahı, aynı ressam elinden çıkmış dört tane Boiotia Skyphos’u üzerine de Odysseus ve Kirke ile beraber çizilmiştir.Bu Skyphos’lar M.Ö. 5.yy.’ın sonlarına aittir. Ve Mısır yakınlarındaki Kabirion kutsal alanında ele geçtikleri için ressamına da Kabiros adı verilmiştir.

Boiotia Skyphos’u Başka bir Boiotia Skyphos’u

Vazolar üzerine çizilmiş olan dokuma tezgahlarına bakıldığında günümüz dokumacılarının tam tersine yukarıdan aşağıya doğru dokuma yapıldığı görülür. Yapılan dokumanın uzunluğu ise resimlerden tam olarak anlaşılmamaktadır. Bu tezgahların hepsinde dokuma bezin sarıldığı döndürme kirişi olması yanında, uzun dokuma için gerekli olan akışı gösterilmemiştir. En detaylı bilgi Chuisi Skyphos’unda, tezgahın üst kirişi üzerinde ip üzerinde ip yumağına benzeyen bazı şekiller olması yanında, bunların işlevi belli değildir.

İlk Dokuma Tezgahları

Keten, yün ve benzeri malzemeler eğrilip ip haline getirildikten sonra dokuma tezgahlarında dokunmuşlardır. Antik devirde üç çeşit dokuma tezgahı kullanılmıştır.

a) Yatay Yer Tezgahı : Yatay yer tezgahı ile ilgili en erken bilgileri, Mısır’da sülaleler öncesi döneme ait seramik üzerinde yer alan resimlerden elde edilmektedir. M.Ö. 2000 yıllarına ait Thebes’de bulunmuş bugün Metropolitan Müzesi’nde korunmakta olan Mebeskstre’nin mezarındaki bir resimden elde edilmiştir. Bu resimde, ipliklerin eğrilmesi ve yatay yer tezgahında dokunması ile ilgili sahneler vardır.

b) Alt ve Üst Kirişlere Sahip Dikey Dokuma Tezgahları : Alt ve üst kirişlere sahip dikey dokuma tezgahları ile ilgili ilk bilgileri Mısır’da 18. ve 19. sülaleler döneminde (M.Ö. 1500-1400) ait mezarlardaki duvar resimlerinde elde edilmiştir. Mısır’da kullanılan bu tezgaha benzer bir dokuma tezgahı, daha sonra Roma döneminde kullanılmaya başlamıştır. Roma döneminde, Anadolu’nun ve Kıta Yunanistan’ın klasik dokuma tezgahı olan ağırlıklı dokuma tezgahından sonra M.S. 1.yüzyılda bu dokuma tezgahı ortaya çıkmıştır.

Alt ve üst kirişlere sahip dikey dokuma tezgahı

Bu tezgahı, Roma’da Nerva Formu’ndaki frizde alan Athena ve Arakhne arasındaki dokuma yarışını işleyen kabartmalarda görülmektedir. Ayrıca, M.S. 2. y.y.’ın son çeyreğine ait bir mezar duvarında ve M.S.279 yılına ait Seleukina Severa’nın mezar taşının üzerinde de bu dokuma tezgahı yapılmıştır. Gerek erken dönemlerde Mısır’da kullanılan ve gerekse yukarıda sözü edilen Roma dönemine ait bu tezgah, bazı değişikliklere uğramakla beraber günümüzde Anadolu’da kullanılan ve ismi el tezgahı denen tezgahlarla aynı tezgahtır.

c) Uçları Ağırlıklı Dikey Dokuma Tezgahları : Uçları ağırlıklı dikey dokuma tezgahları, başta Anadolu’nun batısı ve Kıta Yunanistan olmak üzere Akdeniz çevresinde varolmuş kültürlerin kullandıkları dokuma tezgahıdır. Anadolu’da Kıbrıs ve Girit Adaları’nda Neolitik devire ait tabakalardan ele geçen dokuma tezgahı ağırlıkları bu tezgahların çok erken dönemlerden itibaren kullanılmıştır. Ayrıca Kıta Yunanistan’da Korinthos Şehri’nde de Neolitik dönemine tarihlenen bir konik ağırlık ele geçirilmiştir. Dokuma tezgahı ağırlıklarını andıran pişmiş toprak eserleri ayrıca, Kıta Yunanistan da ve Ege Adaları’nda birçok yerleşmede, Tunç Çağı’na ait tabakalarda rastlanmıştır.

Uçları ağırlıklı dikey dokuma tezgahı

Yine Tunç Çağı’nda, Anadolu’da da dokuma tezgahı ağırlıklarına rastlıyoruz. Bu dokuma tezgahı ağırlıkları bu günkü İsrail ve Lübnan sınırları içinde kalan birçok antik yerleşmede, Demir Çağı’na ait tabakalarda ele geçmiştir. Dokuma tezgahı ağırlıklarının Mısır’da da ele geçmesi, bu bölgede antik devir de yatay yer tezgahı ile uçları ağırlıklı dokuma tezgahı ile beraber kullanıldığını göstermiştir.

Avrupa da M.S. 3.yüzyıla kadar bilinmeyen ağızlık açma mekanizmaları Çin’de çok gelişme göstermiş, hatta ilkel jakar makinası diyebileceğimiz sistemlerle karmaşık desenli kumaşlar dokunabilmiştir. Şüphesiz bu gelişme Çin’in tek ipek üreticisi olması da büyük rol oynamıştır. Doğunun dokumacılıktaki üstünlüğü binlerce yıl devam etmiş, fakat bu esnada dokuma tezgahlarında sistem açısından büyük bir gelişmeye rastlanmamıştır.

Ağızlığın oluşumu ve atkının tefelenmesi, kumaş kalitesini önemli ölçüde ıslah etmiş olmasına rağmen büyük bir insan gücü gerektiren atkı atma işlemi mekanize edilmeden tam olarak dokumacılığın gelişmesi mümkün olmamıştır. Kumaşın eninin, dokumacı kolunun atışı ile sınırlandırılmış olması geniş kumaşlar için iki kişinin çalışmasını gerektiriyordu.

Dokumacılığın ve dokuma tezgahlarının gelişimi son 850 yıl içerisinde gerçekleştirilmiş bulunmaktadır.

Standart el tezgahı olarak belirtilen 12. yüzyıl dokuma sistemlerinde çözgü levendi arkaya, kumaş silindiri ise öne takılmaktadır ve çözgüler yatay gerdirilmektedir. Tarak.şasiye yukarıda salınım yapabilecek biçimde mafsallanmıştır. Gücü çerçeveleri, çözgü tabakasının altında bulunan pedallar ayakta basılarak çalıştırılmaktadır. Pikeler bulunmamakta ve mekik elle fırlatılmaktadır. Dokumacı tezgahın önünde bir sıraya oturmaktadır.

Sonraki 600 yıl içerisinde geniş dokuma tezgahları tasarımında önemli bir değişiklik olmamıştır. Karmaşık desenler pedallarla dokunamayacağı için tezgahın üst kısmında ayrıca bir insan tarafından çözgü gruplarının ayrıca kaytanlar vasıtasıyla kaldırılması gerekiyordu. Fakat temel tezgah dizaynı hiç değişmeden kalmıştır.

Dokuma tezgahının, dokuma makinası haline gelmesi üç temel sistemin; atkı atma, ağızlık açma ve tefe vurma sistemlerinin mekanize edilerek, kol gücü yerine de başka bir gücün kullanılmasıyla mümkün olmuştur. Değişik enerji tiplerinin arasında 1500 yılında Leonardo De Vinci su ile çalışan bir tezgahı düşünmüştür.

Dokuma tezgahının tasarımında 18.yüzyıla kadar önemli bir gelişme görülmemekle birlikte flaman dokumacıların birtakım çalışmaları olduğunu ve bunların İngiltere’de tezgah imalatına yeniden yön verildiğini bilmekteyiz. Bu dönemin sonunda henüz insan gücünden başka bir enerji kullanımı söz konusu değilken, 1733 yılında İngiliz John Kay mekiğe tekerlekler takıp, basit bir mekanizma yardımıyla fırlatılmasını sağlamıştır. Çok basit gibi görünen bu sistem geliştirme işi, dokuma işlemini çok kolaylaştırmış ve üretimi olağanüstü artırmıştır. Çünkü dokumacı, ayakları ile pedallara basıp ağızlık açarken tek eliyle ortadan sarkan bir ipi çekerek atış yapabilmektedir. Yine tek elle salınım yaptırılan tarak atkıyı tefelemektedir. Enerji ve zamanlama, tamamı ile insan gücü ve atkı ile temin edilmesine rağmen ilk mekanizmalar kullanılmaya başlanmış olmaktadır.

VARGEL TEZGAHI

Dünümüzde yaklaşık 250 yıl önce, eğirme makinelerinde bir dizi geliştirici yenilik yapıldı. İngiliz Richard Arkwright’ın 1769’da geliştirdiği Vargel Tezgahı, önce ipliği çekiyor ve bir makaraya ya da bobine sarılırken bükülüyordu. On yıl kadar sonra Samuel Crompton, aynı anda bin kadar ipliği eğiren “çıkrık makinesi”ni yaptı.

Ticari bir kullanıma sahip olan ilk mekanik dokuma tezgahını Dr. Edmund Cartwright isimli bir İngiliz mucidi 1785’de gerçekleştirmiş ve patentini almıştır. Daha sonra bu tasarımını geliştiren Cartwright dokuma makinası sayılabilecek bir sistem imal etmiştir.

Çocuk işçiler yeni makinelerle birlikte dokumacılık evlerden,bu makineleri çalıştır su gücünün ya da buhar gücünün bulunduğu fabrikalara taşındı. Böylece, kopan ipleri onarmak yada kırpıntıları toplamak için, makinaların altına kolayca girebilecek küçük yaşta çocuklar fabrikalarda çalış tırılmaya başlandı.

İngiltere’de özellikle atkı atma sisteminin geliştirilmesi ve tezgahın mekanize edilmesi yönünde çalışmalar devam ederken, Fransa’da daha çok desenlendirme faktörünün ön plana çıktığı görülmektedir. Fransız dokumacı ve mucitleri ağızlık açma sisitemleri üzerinde uğraşmışlardır. 1725’de Basile Bouchon tarafından “kaldırılması gereken çözgüleri şeçmek için “ bir delikli karton yardımıyla çalışan ilk otomatik ağızlık açma cihazı bulunmuş ve daha sonra Falcon 1728’de delikli karton zincirini kullanmıştır. Vaucanson, bu mekanizmaları geliştirmiş ve ağızlık açma sistemlerinin gelişimi Jacquard’ın kendi ismiyle anılan Jakar makinasını icad etmesiyle doruğa ulaşmıştır.

Tezgahın mekanik hale getirilmesinden sonra ortaya yeni bir sorun çıkmış bulunuyordu. Bu herhangi iplik kopuşu veya arıza anında tezgahın durdurulması ve masuranın bitmesi halinde de mekiği değiştirmek için çalışmanın kesilmesi gereği idi. 1796 ‘da Robert Miller tarafından, kısa atkı atıldığında tezgahı durduran bir mekanizma yapılmıştır. Daha sonra atkı kopuşu ya da mekiğin boş bitmesi durumunda tezgahı durduran mekanizmalar yapılmış olup 1822’de İngiliz mühendis R.Rrobert, o ana kadar olan tüm gelişmeleri bir araya getirerek ve bu mekanizmalardan yararlanmak süretiyle bir dokuma makinası ortaya sunmuştur. Bu makinadan çok sayıda imal edilmiştir.

Boşalan masuraların değiştirilmesi sorunu, Amerika’ya göç eden J.H.Northop tarafından yapımına İngiltere’de başladığı “otomatik bobin değiştirme” sisteminin 1894’de tamamlanmasıyla halledilmiştir. Tasarımının esası halen muhafaza edilen bu mekanizma dokumacılık tarihinin en önemli icatları arasındadır.

Kancalarla atkının atılabileceği düşünülerek ilk patent 1898’de alınmıştır. Bu konuda 1925’de Gabler sistemi, 1930’da ise Dewas sistemi geliştirilmiştir.

Hava jeti ile atkının atılabileceği ilk kez 1914 yılında düşünülmüş ise de gerçekleşebilmesi ve ticari bir önem kazanması için 1980’lere gelinmesi icap etmiştir.

1980’li yıllardan sonra elektronik ve bilgisayar sistemlerinin çok hızlı bir şekilde gelişmesinin ardından dokuma makinalarında da özellikle üretim hızlarında yani atkı atma hızlarında sürekli artış görülmektedir.

DOKUMA MAKİNALARININ SINIFLANDIRILMASI

Dokuma makinalarının sınıflandırılmasını çeşitli şekillerde yapmak mümkündür. Faz sayısına, atkı atma sistemine, ağızlık açma mekanizmasına, atkı besleme yöntemine göre sınıflandırmalar yapılmıştır.

1.) Faz sayısına göre dokuma makinalarının sınıflandırılması:
a) Tek faz dokuma makinaları
b) Çok fazlı dokuma makinaları:
1. Yuvarlak dokuma makinaları
2. Düz çok fazlı dokuma makinaları

2.) Atkı atma sistemine göre dokuma makinalarının sınıflandırılması:
a)Mekikli dokuma makineleri:
1)El tezgahları
2)Mekanik dokuma makinaları
3)Otomatik dokuma makinaları
b) Mekiksiz dokuma makinaları:
1)Balistik atkı açma sistemleri ( Mekikçikli dokuma makinaları):Tek veya çok mekikçikli dokuma makinalarını kapsamaktadır.
2)Kancalı dokuma makinaları
3)Akışkan jetli dokuma makinaları

3.)Ağızlık açma mekanizmalarına göre dokuma makinalarının sınıflandırılması:
a)Kamlı dokuma makinaları
b)Armürlü dokuma makinaları
c)Jakarlı dokuma makinaları

4.)Atkı besleme sistemine göre dokuma makinalarının sınıflandırılması:
a) Atkı rezervesinin, atkı taşıyıcı ile taşındığı sistemler. Bu sistemler arasında klasik mekikli ve düz çok fazlı dokuma makinaları bulunmaktadır.
b) Atkının harici bir bobinden sağınım yapılması
1.)Turuncu mekikçik, jetle atkı atma sistemli ve kancalı tezgahlar , atkı ipliğinin uçunu sıkıca tutarlar. Atkı ucunun ve sağılsının hızı, taşıyıcının hızına eşittir.
2.)Atkının ilmek (U) şeklinde atıldığı durumda vemasurasız dokuma makinalarında ,havın bir bacağı sonradan ağızlığa yatırıldışı için,atkı ipliği ağızlık ortsına kadar iki misli hızla bobinden çekilir.(Gabler sistemi)

tekstilterbiye.com

15/08/2017

TÜRK TEKSTİL TARİHİ

Türkiye'deki tekstil üretimi Osmanlı İmparatorluğunun kuruluş dönemlerine hatta Selçuklu dönemine kadar uzanır. Bu dönemlerde Avrupa'ya ulaşan Türk kumaşları büyük beğeni toplar. Ancak, endüstri dönemini tamamlayan Avrupa karşısında yalnızca tekstilde değil diğer sektörlerde de ülkenin rekabet gücü azalır ve diğer sektörlerle birlikte tekstil sektörü de gerileme sürecine girer. Cumhuriyet dönemiyle, 1933'lü yıllarda ülkede ilk kurulan endüstri dalı tekstil olur ve önce kamu daha sonra da özel sektör firmaları iplik, dokuma ve terbiye işletmeleri kurarlar. Kayseri'de kurulan ilk Sümerbank fabrikası ile modern anlamda tekstil sektörünün ilk temelleri atılır. Burada çalışacak elemanların birçoğu yurtdışında eğitim görür. Anadolu'nun pek çok yerinde kurulan fabrikalar bir yandan istihdam sağlayıp, işçi, teknik eleman ve kadrolar yetiştirirken diğer yandan kurulduklan bölgedeki sosyal yaşantıyı da geliştirir. Bir zamanlar iplik ve bez ithalatı yapan Türkiye, pamuk üretiminden iplik üretimine geçerek katma değerli ürünler üretmeye başlar. Geniş bir ürün yelpazesi olan ve çok sayıda fabrikayı bünyesinde barındıran Sümerbank, eğitim ve araştırma merkezine gereksinim duyar. Bu amaçla 1972'de Bursa'da Tekstil Araştırma ve Eğitim Merkezi (TEAM) kurulur. Her seviyede teknik eleman eğitimi, her türlü tekstil maddesinin analiz ve testlerinin yapılması konusunda faaliyetlerini sürdüren bu merkez oldukça faydalı olmuştur. 1970'li yıllardan sonra Sümerbank hantallaşır, gerekli esneklik ve teknolojik yeniliklere uyum sağlayamaz ve günün pazar koşullarına ayak uyduramaz hale gelir. Bu olumsuzluğa rağmen Sümerbank, Türkiye tekstil sektörünün gelişmesinde tarihi bir görevi yerine getirmiş ve ticari hayatı boyunca özel sektöre teknik eleman, kalifiye işçi ve insan kaynaklan yaratan bir okul olmuştur. 1980'li yıllara gelindiğinde, MKE'nin ürettiği yerli dokuma tezgahlan öncelikle kamu işletmelerinde göze çarpar. Ancak, daha sonraki yıllarda yapılan kullanılmış makine ithalatı, bu dokuma tezgahlan üretiminin sonunu getirir. Bugün büyük bir tekstil endüstrisi olan Türkiye, üretim makineleri ve tekstil endüstrisinde kullanılan kimyasal maddeler açısından büyük ölçüde dışa bağımlı durumdadır. Yıllar içinde gerekli ArGe çalışmalarının ve geniş bir alanı kapsayan tekstil endüstrisinin yalnızca tekstil üretimi konusuna ağırlık vermesi yüzünden bu duruma düşmüştür. Diğer yandan gelişmiş ülkelere baktığımızda, uzun yıllar boyunca araştırma kaynaklarının büyük bir bölümünün tekstil lif üretimi, makine üretimi ve kimyasal üretimine ayrıldığı görülür. En az kaynak ise tekstil üretimine ayrılır. Tekstil üretimi ise Türkiye'de tekstil endüstrisinin hemen hemen tümünü kapsamaktadır. Yapısı itibariyle tekstil sektörü elyaftan başlayarak iplik, dokuma, örme, boya-baskı ve terbiye işlemlerini kapsar. Yapılan işin niteliği itibariyle tekstil sektörü sermaye yoğun bir sektördür ve; • Tekstil üretimi, • Tekstil kimyasal lif üretimi, • Tekstil makine üretimi, • Tekstil kimyasal madde ve boyarmadde üretimi olarak dört ana grupta sınıflandırılabilir. Konfeksiyon (hazır giyim) sektörü ise genel olarak kumaşın giysiye dönüştüğü proje, üretim ile satış ve dağıtımın yapıldığı emek yoğun bir sektördür. Son yıllardaki gelişmeler nedeniyle Endüstriyel / Teknik Tekstil ürünleri ve ev tekstili, halı, kilim vb. de tekstil sektörü ilgi alanına girmiştir. Bu iki sektör, tekstil ve hazır giyim sektörleri birbirini tamamlar ve geliştirir. TEKSTİL SEKTÖRÜNDE KUVVETLİ YÖNLER Tekstil ve hazır giyim sektörü gerek istihdam gerekse ihracat açısından Türkiye için son derece önemlidir. Zira bu sektör Türk ekonomisinin itici ve lokomotif gücünü oluşturmaktadır. Sektörle ilgili istatistiki rakamlarına bakıldığında, Tekstil sektörünün Türkiye ekonomisi açısından önemi daha rahat kavranabilecektir. Sektörün önemine işaret eden rakamlar kısaca aşağıda belirtilmiştir. • Tekstil ve hazır giyim sektörü Türkiye GSMH'nın %12'sini (tekstil %7,5, konfeksiyon %4,5) oluşturmaktadır, • İmalat sanayi üretiminin %18'ini üretmektedir, • Türkiye'nin toplam ihracatının yaklaşık % 40'ını tekstil ve hazır giyim sektörü gerçekleştirmektedir, • İmalat sanayi istihdamının %40'ını sağlamaktadır, • Sanayi işgücünün %20'sini ve toplam işgücünün %10'dan fazlası tekstil ve hazır giyim sektörü tarafından istihdam edilmektedir, • Tekstil ve hazır giyim sektörü 2.5 milyonun üzerinde çalışan sayısı ile toplam istihdama %21'lik katkı ve yaklaşık 10 milyon kişiye geçim olanaklan sağlamaktadır. TEKSTİL SEKTÖRÜNDE İYİLEŞTİRMEYE AÇIK ALANLAR Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörü olarak değerlendirilen tekstil ve hazır giyim sektörü, 1997 yılında uzak doğuda başlayıp 1998 Ağustos ayında Rusya'ya sıçrayan global krizden etkilenmiştir. Giderek küreselleşen dünya ekonomisinde rekabet yoğunlaşmış, düşük maliyet, yüksek kalite ve verimlilik gibi faktörler öne geçmiştir. Tekstil ve hazır giyim sektörünün tespit edilmiş olan temel yapısal ve finansal sorunları aşağıda özetlenmiştir. • Gelişi güzel ve bilinçsiz yapılan yatırımlar özellikle 1995 yılı sonrası, Gümrük Birliği (GB)'nin getireceği faydalar- beklentiler dikkate alınarak verilen devlet yatırım teşviklerinin çarpıklığı sonucunda bu sektörde (iplik sektörü başta olmak üzere) kapasite fazlalığına yol açılmıştır. • Yatırımların büyük çoğunluğunun yüksek faizli ve kısa vadeli borçlanma araçları kullanılarak yapılması işletmelerin zaten kötü durumdaki mali yapılarını daha da kötüleştirmiştir. • Sektör planlı ve aşın dikkatli davranılması gereken dönemde plansız davranmış, yaşanan global krizi ülkemiz lehine çevirmek yerine gereksiz yatırımlara devam etmiştir. • Türk tekstil endüstrisinin temeldeki en büyük sorunu araştırma-geliştirme (ArGe) eksikliğidir. • Tekstil makinelerinin büyük oranda gelişmiş ülkeler tarafından üretiliyor olması ve tekstil üretiminde teknolojinin her geçen gün yenilenerek üretim maliyeti içinde işçilik maliyetlerinin düşüyor olması ve miktar kısıtlamalan avantajının da etkisiyle gelişmiş ülkelerin ciddi boyutlarda tekstil üretimi ve ihracatı devam etmektedir. • Kaliteli ve ucuz üretim için kaliteli ve ucuz hammaddenin yanında işgücünün de ucuz ve verimli olması zorunludur. Türkiye'de işgücü verimliliği de düşüktür. Örneğin, işçilik ücretleri 10 dolar/saat olan ABD, işçilik ücretleri 2,5 dolar/saat olan Türkiye'den daha ucuza open-end iplik üretebilmektedir. • Toplam tekstil ürünleri ihracatımızın 2/3'ü tekstil makineleri ithalatı için döviz olarak yurt dışına geri ödenmektedir. Teknoloji üretmeyen bir ülke konumunda olmak ayrıca bir sorundur. • Marka yaratılamaması çok önemli bir sorundur. • Esnek üretime uymayan katı iş mevzuatı mevcuttur. • Bürokratik mevzuatın ağırlığı, hukuki altyapı eksikliği, fikri mülkiyet haklarının korunmasındaki hukuki boşluk. • Tekstil ve konfeksiyon sanayileri arasında gerekli sinerjinin bulunmayışı. • Kayıt dışı ekonominin büyüklüğü. • ArGe eksikliği üniversite sanayi ve meslek kuruluşlan arasındaki diyalogun zayıflığı, uluslararası ArGe fonlarından yararlanamama. • Sektörle ilgili veri tabanı eksikliği. • Sektörel bilgilendirici ve yönlendirici strateji ve politika eksikliği. • Ülke içi ve dışı benchmarking alışkanlıklarının olmaması. • Sektörle ilgili özel bilişim teknolojilerinin olmaması. • Çağdaş bir eğitim sisteminin bulunmayışı, her yaşta eğitim seferberliğinin olmaması. • Teknoloji üretememe, tekstil makineleri ve tekstil kimyası sanayilerinin zayıflığı. • Ülke imajının yetersizliği. • İhracatla ilgili mevzuatta tutarsızlık, devamsızlık gibi giderilmesi gereken olumsuz etkenler • Bölgelerarası yapılan pamuk nakillerinin nedeni ile farklı kalite pamuk kanşımları (abraj) oluşmaktadır. Pamuk nakillerinin ana sebebi bölgeler arası pamuk fiyatlarında görülen farklılıklardır. Ege , Çukurova ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri arasında Ege pamuğu lehine fiyat farkı oluşmaktadır. (Tekstil Hazır Giyim Sektörü Yol Haritası (Ufuk 2010 ), Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği, 2003) TEKSTİL SEKTÖRÜNDE TEHDİTLER • Sektördeki firmaların büyük çoğunluğunun KOBİ'lerden oluşması ve KOBİ'lerde genellikle sermayenin yetersizliği, işletmelerin bozuk finansal yapılarının temel nedenini oluşturmaktadır. Öz kaynak yetersizliği global kriz ve uzak doğu rekabeti sektörü olumsuz etkilemektedir. • Yeterli yerli üretim ve hatta aşın kapasite fazlalığına rağmen, dahilde işleme rejimi (ithal edilen bir ürünün yurt içinde işlenip tekrar yurt dışında satılmasını teşvik eden mevzuat) kapsamında yapılan tekstil ürünleri ithalatının büyük boyutlarda hala yapılıyor olması ciddi olumsuzluklar yaratmaktadır. Bu tür ithalatın hazır giyim sektörünün ihracat şansını azalttığı da bilinmektedir. • Tekstil mamullerinin maliyetlerinde doğrudan etkili olan hammadde, enerji ve işçiliğin yüksek seyretmesi, dış ticaret için önemli sorun olmaktadır. • Sektörde ciddi bir pazar problemi yaşanmaktadır. Dünyada tekstil ve konfeksiyon arzının artacağı ve hatta talepten fazla olacağı dikkate alınarak mal satabilmenin zorlaşacağı, pazarlamanın öneminin daha da artacağı tahmin edilmektedir. Bu nedenle pazarlama zorluğu önemli bir sorun olarak değerlendirilmelidir. • Gelişmiş ülkelerin tekstil üretim ve ticaretindeki etkinliği devam ekmekte iken, hazır giyim üretim ve ihracat azalmakta, ithalat ise hızla artmaya devam etmektedir. Bu durum, yapılacak yeni düzenlemelerle ülke lehine çevrilebilir. • Global perakende pazarlarında bulunamama, dağıtım kanallarını yönlendirme becerisi yetersizdir. • 2005 yılında kotaların kaldırılması ile rekabet daha da artacaktır. • Mevcut ve /veya potansiyel bölgesel entegrasyonlar ve ikili antlaşmalar Tekstil Sektörü için tehdit oluşturmaktadır. • Ulaşım maliyetindeki düşüşler, pazara yakınlık avantajının yitirilmesine neden olmaktadır. TEKSTİL SEKTÖRÜNDE FIRSATLAR • Türk tekstil sanayi dünya sıralamasında 13. büyük ve hazır giyim sektörü 6. büyük tedarikçi durumundadır. • Türkiye, tekstil ve konfeksiyonda Avrupa Birliği (AB)'nin Çin'den sonra ikinci büyük tedarikçisi konumundadır, • Halihazırda pamuk ithal etmesine rağmen dünyanın 6. büyük pamuk üreticisi olan Türkiye, GAP'ın tamamlanmasıyla pamuk üretimini ikiye katlayarak hammadde sorunu yaşamayacaktır. • Türkiye, dünyanın en büyük kapasiteye sahip ülkeleri arasında ring sistemde 7. sırada, open-end sistemde ise 4. sıradadır. • Türkiye iplikte kullanılan teknoloji açısından ilk sırayı paylaşmaktadır. İYİLEŞTİRMEYE AÇJK ALANLAR VE TEHDİTLER İÇİN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ • Ülke ekonomisi için taşıdığı büyük öneme rağmen Türk Tekstil Sanayii sahipsizdir. Tekstil Sanayii Devlet içinde çeşitli Bakanlıklar ve Müsteşarlıklar bünyesinde en fazla birer Daire Başkanlığı seviyesinde temsil edilmektedir. Türkiye'nin tekstil sanayii için Hükümetler değiştikçe değişmeyen uzun vadeli bir devlet politikası yoktur. Dolayısıyla, yapılması gereken en önemli husus, bu sahipsizliğe, başı boşluğa ve koordinasyonsuzluğa acilen son vermektir. (TBMM Tekstil Terbiye Alt Komisyonu Raporu 2001) • Tekstil sanayinin güçlü yapısını devam ettirebilmesi ve daha da güçlü hale gelebilmesi için, tarımcı, ıslahçı, üretici, çırçıra, iplikçi, dokumacı, örmeci, boya-terbiye ve konfeksiyoncunun bu bilinç içinde ve birbirinin sorununu bilen bir biçimde işbirliği içerisinde olmalıdır. Firmalar arası iletişim ve işbirliği geliştirilmelidir. Ortak ArGe projeleri bu gelişimin anahtarı olabilir. • Devlet desteği ile yeni pazar arayışlarına gidilmelidir. Uygulanacak teşvikler, eğitim, özendirici mevzuat vb. uygulamalar sadece sektörün gelişimini değil devletin gelirlerini ve sosyal hayatın seviyesini de artıracaktır. Pazar çeşitlendirmesi amacıyla yeni yöntemler benimsenmeli ve hedef pazarlara yönelik belirli bir program yapılmalıdır. Bu doğrultuda Polonya, Ukrayna, Türkiye ve Afrika Pazar hattının açılması için gerekli girişimlerde bulunulabilir. Ayrıca internet ve bilgi teknolojileri kullanımıyla katlanarak büyümekte olan elektronik- pazar yerlerinde şimdiden yer alınmalıdır. • Vergi ve gümrük mevzuatında tekstil endüstrisini rahatlatacak düzenlemeler yapılmalıdır. Gelecekte ortaya çıkması muhtemel klasik veya tarife dışı engellerin ortadan kaldırılması ya da mevzuatın firmalara tanıtılması amacıyla ArGe ve eğitim çalışmalan başlatılmalıdır. • Hammaddenin sanayiciye dünya fiyatlanyla ulaştırılması sağlanmalı, sanayicinin kullandığı enerji dünya fiyatlarının üstünde olmamalıdır. Hammadde kalitesinin dolayısıyla ürün kalitesini artıracak olan ArGe projelerine başlanmalıdır. • Pamuk başta olmak üzere tekstilde zorunlu standartların uygulanabilir şekle dönüştürülmesi gerekmektedir. Standartların belirlenmesi konusunda söz sahibi olabilmek için uluslar arası geçerliliğe sahip ileri teknolojilerle donatılmış enstitü ya da firmaların kurulması gereklidir. • Dünya pazarlarında rekabet yapabilmek için sadece ucuz ürün piyasaya sürmek yeterli olmayıp, kaliteli ürünlere yönelmeli ve kalitenin sürekliliği sağlanmalıdır. Tam zamanında üretim ve teslimin esnek üretim, kalite, rekabet koşullan içerisinde, tekstil sektöründe Toplam Kalite Yönetimi (TKY) kavramının yerleşmesi ve öne çıkartılması zorunludur. Aynca TKY'nin tedarik zincirindeki tüm unsurlara ve tedarikçi firmalara da uygulanması suretiyle rekabet gücünün artırılması öncelikli hedeflerden biri olmalıdır. Elektronik tedarik zinciri yönetimi gibi günümüz teknolojilerinin kullanılması ile geleceğe yönelik altyapının da oluşturulması gereklidir. Ülkemizde çok az sayıda firma bu avantajı kullanmaktadır. Daha çok perakendeci firmaların (Migros, Tansaş vb.) rağbet ettiği bu sistemler gelecekte mecburi uygulamalar haline gelecektir. Bu modern sistemler hakkında yeterli/ bilgili personel sıkıntısı olan tekstil de hazır giyim sektörüne akademik kuruluşlardan eğitim ve danışmanlık hizmetleri verilebilir. • Türk Tekstil ve Konfeksiyon Sanayii'nde yeterli üretimi yapılmayan teknik tekstiller gibi özel ürünlerin "ürün çeşitliliği sağlayıcı yatırımlar" olduğu göz önüne alınmalı ve kapasite artıncı bu tür yatırımlar kısıtlanmamalıdır (TBMM Tekstil Terbiye Alt Komisyonu Raporu 2001) . • Çevre ekolojisi başta olmak üzere üretim ve insan ekolojisi konularında standartlar çıkarmaya çalışan Almanya gibi ülkelerin ve Avrupa'nın koyduğu kota, antidamping, yeşil nokta, Ekotex, azo boyar madde engelleri nasıl aşacağını sektör, sistematik ve bilimsel yaklaşımlarla çözmek zorundadır. Çevreye ve insan sağlığına zarar vermeyen ürüne yönelmeli ve gerekli testlerin yapılabildiği kontrol laboratuvarlannın sayısı artırılmalıdır. Aynca bu laboratuvarlann ve ArGe merkezlerinin işlemlerinin, uluslar arası ortamda geçerli olabilmesi için gerekli olan onay, kontrol gibi faaliyetlerin yurt içi kaynaklarla yapılabilmesi için bir ihtisas enstitüsü kurulması gereklidir. • Banka-sektör ilişkisi sektörü rahatlatacak şekilde gözden geçirilmelidir. Eximbank kredisi limitlerinin artırılması, bunların ihtiyaç sahibi üretici ve ihracatçıya ulaştırılması zorunludur. Kredi ve finansman desteği işlemlerinde yatırımların uygunluk onaylarının aranması ve bu konularda da akademik kurumların katılımının artırılması, bu konudaki sıkıntıların büyük bir kısmının ortadan kaldırılmasını sağlayabilir. Aynca doğrudan yabancı yatırımların önündeki engeller kaldırılmalıdır. Bu sayede finansman sıkıntısı hafifletilebilir. Yalnız yatırım projelerinin tanıtılması ve yurtdışı kaynak bulunabilmesi için konuyla ilgili bilgi ağlarına erişim gereklidir. • Moda marka yaratılmalıdır. Konfeksiyonda dünya standartlarım yakalayabilmek için verimlilik ve eğitime yönelik çalışmalara ağırlık verilmelidir. Yurtdışı uygulamalarında da görüldüğü gibi eğitimli personel açığını ve mevcut personelin ileri seviyeye eğitim ihtiyacını akademik kuruluşlar sağlayabilir. • Gerek sermaye yoğun yapısı nedeniyle, fazla bir istihdam sağlamadığından, gerekse Dünya'da ve Türkiye'de büyük bir kapasite fazlalığı bulunduğundan, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da tekstil ve özellikle pamuk iplikçiliği sanayilerinin daha fazla büyütülmesinde fayda yoktur. Buna karşın, tekstilden farklı olarak az bir yatırımla yüksek istihdam sağlayan konfeksiyon sanayii, bu özelliğiyle Doğu ve Güneydoğu Anadolu için çok uygun bir sektördür. Ancak burada da unutulmaması gereken husus, konfeksiyon sanayiinde başardı olabilmek için yalnız kaliteli bir şekilde kesip dikebilmenin yeterli olmadığıdır. Başarılı olabilmek için, global kültür ile bütünleşmiş ve müşteri ülkeler zevkini iyi bilen yetenekli ve tecrübeli stilist ve modelistler tarafından dünya modasına uygun olarak yaratılacak kreasyonlar ve koleksiyonların hazırlanabilmesi, hatta tüketiciye kadar dağıtımının sağlanabilmesi gerekmektedir. (TBMM Tekstil Terbiye Alt Komisyonu Raporu 2001) • Tekstil ve hazır giyim eğitim- öğretimi yapan ortaöğretim kurumlan başta olmak üzere lisans ve yüksek lisans öğretimi yürüten eğitim kurumlan tekstil sektörü ile yakın işbirliği içinde olmalı ve bu şekilde bilgili, becerikli teknik elemanlar yetiştirilmelidir. Başta ArGe olmak üzere kaliteli hammadde ve işgücünün verimliliğini artıracak eğitim yatınmlan gibi bir çok alanlarda, gerek devletin gerekse firmalarımızın bugünkünden daha fazla kaynak aktarması zorunludur. Bunun için tekstil endüstrisinin yoğun olduğu bölgelerin ihtiyaçlan doğrultusunda önemli projelerin ele alındığı Tekstil ve Hazır Giyim Araştırma Geliştirme Enstitüsü adı altında araştırma ve uygulama merkezleri kurulması desteklenmesi ve özlenen üniversite sanayi işbirliğinin etkin bir şekilde işletilmesi sağlanmalıdır. • Sanayi teşvik ve desteklenme politikalarının yakından izlenmesi zorunlu hale gelmiştir. İplik sektörü teşvik dışında tutulmalı, örme, dokuma ve konfeksiyon sektörleri ile tekstil makineleri yedek parçası üretimi teşvik edilmelidir. Konuyla alakalı diğer sanayi kollarının (elektronik, biyoteknolojik, tıp kimya) bu faaliyetlere katılım teşvik ve koordine edilmelidir. Çapraz katkılarından dolayı ortak ArGe projelerine özellikle destek verilmelidir. • Teknolojide dışa bağımlılıktan bir şekilde kurtulmanın yollan araştırılmalıdır. İplik, dokuma, boya, terbiye, konfeksiyon dallarında geniş kapsamlı bir tekstil makineleri üretimi planlanmalıdır. Tekstil- boya- terbiye işlemlerinde kullanılan kimyasallar ve boyarmaddelerin iç piyasada ucuz ve kaliteli üretimin sağlanması amacıyla gerekli teşvikin yapılması zorunludur. • Gelişmiş ülkelerin tedarik kaynaklarını Asya ülkelerine kaydırdıklan dikkate alındığında, işgücü ve diğer girdi maliyetleri açısından pahalı duruma gelen ülkemiz firmalarının da, Asya'da gelişmekte olan ülke pazarlarında işbirliği imkanlarını şimdiden araştırma faaliyetlerini yoğunlaştırmalan gerekmektedir. (2005 Sonrası Dünya Tekstil Sektörü, TC. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı, Aralık 2002) • Sektördeki organize eksikliğini giderecek yeni, etkin, tek merkezden kontrol yönlendirme ve politika üretme yoluna gidilmeli ve bu amaçla gerekli altyapı çalışmalarını gerçekleştirecek ve hızlı koordinasyonu sağlayacak bir birim kurulmalıdır. • Dünyada ve ülkemizde yaşanan krizler sonrasında, Devlete ve yasalara karşı tüm vecibelerini eksiksiz yerine getiren, kayıt altındaki ihracatçı-imalatçı firmalar, sigortasız işçi çalıştıran, gelir veya kurumlar vergisi, muhtasar, vb. ödemeyen kayıt dışı çalışan firmalar karşısında haksız rekabete maruz kalmıştır.. Bunun önüne geçilmeli ve kayıt dışı ekonomi, kayıt altına alınmalı ve firmaların kayıt dışına çıkmalan önlenmelidir. Türkiye'nin "kayıtdışı istihdam, kayıtdışı ekonomi ve haksız rekabet cenneti" olduğuna dair imaj silinmelidir (TBMM Tekstil Terbiye Alt Komisyonu Raporu 2001). • İplik üretiminde de çeşitlemeye gidilmelidir. Asetat iplik, konfeksiyon olmaya müsait polyamid iplik, tops karışımları, flament iplik, tops pamuk ipliği, polyeter iplik, mikro iplikler, örme'de 40 numara ve üzeri iplikler, değişik karışımlı iplikler, fantezi örme ipliği, moda değişimlerine dönük özellikli iplikler ve trikotaj ipliği ile her türlü fantezi iplikte üretim gereklidir. (Tekstil Hazır Giyim Sektörü Yol Haritası (Ufuk 2010 ), Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği, 2003) SONUÇ Günümüz insanı için giyinme, tıpkı beslenme gibi vazgeçilmesi olanaksız temel bir gereksinimdir. Bu sebeple tekstil sektörü de her geçen gün artan bir ivme ile gelişme göstermektedir. Pamuk üretiminden hazır giyim üretimine kadar güçlü bir potansiyele sahip olan Türkiye tekstili dünya çapında söz sahibidir. Türkiye ekonomisi içinde en yüksek paya sahip ve üretim- ihracat bakımından tüm endüstri dallarının önünde yer alan tekstil sektörü, ülkedeki toplam çalışanların %40'ına istihdam sağlanmaktadır. Bu bakımdan ne olursa olsun tekstil sektörü Türkiye için stratejik önemi olan bir sektördür. Ancak, değişen tüketici istekleri ve sınırsız bir ürün çeşitliliğine sahip dünya piyasalarında ayakta kalabilmek ve rekabet gücünü koruyabilmek için, çağı yakalamak ve yeni teknolojik ürünler sunmak gereklidir. Bu nedenle tekstil ve hazır giyim sektörü için ArGe çalışmalan hayati önemde bir zorunluluktur. Çünkü Uzak doğu ülkelerindeki ucuz işçilikle rekabet edebilmenin en önemli yolu Uzak Doğu ülkelerinde de kolaylıkla üretilebilen basit ürünlerin üretiminden uzak doğu ülkelerinde şu an için yapılamayan ya da her firma tarafından kolayca yapılamayan katma değeri yüksek ürünlere yönelmektir. Aynca Türkiye hazır giyimden ziyade teknik tekstil,ev tekstili,tekstil makineleri.tekstil kimyasallan gibi emek yoğun olmayan ancak katma değeri çok olan alanlara eğilmelidir. Özellikle Hazır Giyim Sektöründe, işgücü maliyeti bakımından bizden daha avantajlı olan Uzak doğu ülkelerinde doğrudan yatırım ya da ortaklıklar kurulmalıdır. Ne olursa olsun Türkiye bir tekstil ülkesidir. Tekstil sektörünün en çok katma değer sağlayan süreçleri tasarım, marka üretme ve pazarlama süreçleridir. Devlet,sektör kuruluşlan ve tek tek firmalar, İstanbul gibi bir dünya kentinin Moda Merkezi haline getirilmesi, dünya çapında modacı ve tasarımcıların ülke dışından istihdam edilmesi ve yerli tasarımcıların yetiştirilmesi, dünya çapında büyük mağazalar zincirlerinin oluşturulması ve mevcutlarla ortaklıklar kurulması gibi konularla ilgili stratejiler geliştirmelidirler. Her sektörde olduğu gibi tekstil sektöründe de ülke olarak, sektör olarak ve firma olarak bilgi üretmeli, bilgiyi yönetmeli ve kullanmalıyız. Bunun için kuruluşlar üniversitelerle yakın ilişki içinde olmalı özellikle tasarım, tekstil pazarlaması, teknik tekstil konularında uzmanlar yetiştirilmelidir. KAYNAKLAR • Tekstil ve Hazır Giyim Endüstrisi İçin Sürdürülebilir Gelişme (MFA'dan ATC'ye 2005), Araştırma Raporu, 2003 • Tekstil Hazır Giyim Sektörü Yol Haritası (Ufuk 2010 ), Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği, 2003 • 2005 Sonrası Dünya Tekstil Sektörü, TC Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı, Aralık 2002 • TBMM Tekstil Alt Komisyonu Raporu, 2001

Address

Istanbul
72000

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Genç Tekstilciler posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share