Tuğrakeş SOKAK

Tuğrakeş SOKAK Giyim-aksesuar

19/12/2021

YAŞLILIK ( muhteşem okunası bir hikaye )

Bir varmış, bir yokmuş .
Memleketin birinde bir töre varmış .
Her şey töreye uygun yapılırmış .

Buna göre elden ayaktan çekilip üretim dışı kalmış yaşlılar, ücra bir köşede ölmeye bırakılıyormuş !..

Töreye uymayanlar ise ceza olarak yaşamdan koparılıyormuş !..

Uygulama öylesine katıymış ki, buna karşı çıkmak kimsenin aklının ucundan bile geçmiyormuş.
★★★
Bu ülkede bilge bir adam ve onun babasını çok seven bir oğlu varmış.

Adam belirli yaşı aşınca, oğlu onu sırtlayıp, ormanın derinliklerinde bir yere getirip bırakmış.

Tam dönecekken “Baba şimdi nasıl geri döneceğim, ormandan çıkışı nasıl bulacağım” diye sormuş.

Babası “Oğlum” demiş. “Sen beni sırtında taşırken, ağaçlardan kuru dalları koparıp, geçtiğimiz yerlere bıraktım. Onları izleyerek yolunu kolayca bulursun !..”
★★★
Oğul içinden “Bu adama kötülük yapılır mı” diye geçirerek koyulduğu yolculukta kuru dallar sayesinde kolayca evine ulaşmış .

Babasının ormanda açlık ve susuzluktan ölmesine gönlü razı gelmediğinden, töreye, yasaya aldırmaksızın yiyecek içecek götürmeye başlamış !..
★★★
Günler günleri kovalarken, oğul her gidişinde, babasını ülkede olup bitenlerden haberdar ediyormuş.

Bir gün tellallar yollara dökülüp “Her kim tokmaksız davul çalmayı başarırsa, hükümdarımız onu vezir yapacak” diye bağırmaya başlamışlar.

Oğul bunu babasına iletince yaşlı adam “Bundan kolay ne var oğlum” demiş. “Davulun içine arı doldur, hükümdarın huzuruna çıkınca, davulu yuvarla, yeter!..”

Oğul da bunu yapmış ve vezirliği kapmış !..

Doğal olarak bunu babasından öğrendiğini de kimseye söylememiş !
★★★
Günler geçmiş, devran dönmüş, tellallar yine yollara koyulup “Her kim külden urgan yapmayı becerirse, padişahımız ona sadrazamlık verecek” diye duyurmuşlar.

Tabii oğul yine babasına koşmuş. Bilge, “Oğlum! Urganı taşa koyar üzerine gazyağı döküp tutuşturursun. Al sana külden urgan !..” demiş .

Böylece oğul sadrazamlık mührünü bu kez de kimseye kaptırmamış !..
★★★
Bir süre sonra yeni bir duyuru yapılmış

“Her kim kağıtta ateş taşırsa, hükümdarımız kızını ona verecek !..

Koca ülkede hiç kimse çözüm bulamayınca oğul, soluğu babasının yanında almış .

Bilge ona da çözüm bulmuş

“Çok kolay oğlum! Kağıttan bir fener yapar, içinde de mum yakarsın. Al sana kağıt içinde yanan ateş !..”

Oğul bu sınavı da başarıyla geçince padişah “Sen bunları kendi aklınla çözemezsin. Sırrını açıklarsan, hem kızımla evlendireceğim, hem de hiçbir ceza vermeyeceğim” demiş .

Babasını çok seven kadirbilir oğul da her şeyi açıkça anlatmış .

Padişah dikkatle dinledikten sonra “Demek ki yaşlılarımızın beden güçlerinden değilse bile, akıl ve deneyimlerinden yararlanabilirmişiz” diyerek, töreyi kaldırmış !..
★★★
Ege bilgesi değerli yazar Şadan Gökovalı'nın anlattığı masaldan çıkaracağımız pay, büyük filozof Immanuel Kant'tan gelsin

“Yaşlanmak bir dağa tırmanmak gibidir . Çıktıkça yorgunluğunuz artar, nefesiniz daralır, ama görüş açınız genişler…”

Ayrıca güzel yaşayanlar, güzel yaşlanırlar…

18/12/2021

Doğan Heper'in yorumu ;
Semtimizi Çok Güzel Anlatmış
Sonunda yazdığı gibi ''
AKSARAY, adı gibi tertemizdi,
onu da kirlettiler ''...

YASAK SEMTİN HİKAYESİ

İsveç'ten Türkiye'ye kesin dönüş yapan Mehmet Ali Saygın, Moldovalı nişanlısı Alexanra'yı da İstanbul'a getirir.
Akşam da Aksaray'daki arkadaşı Adnan Karataş'ın barına giderler.
Ali ve nişanlısı diğer bazı kişilerle birlikte gözaltına alınır.
Sonra erkekler bırakılır. Alexanra ve iki kadın ahlak bürosuna sevk edilir. Ali'nin nişanlısına "Nataşa" yani hayat kadını muamelesi yapılmaktadır. Alexanra'nın günahı sarışın bir Moldovalı olmaktır.
Ali itiraz etmek ister ama polisin Ali'ye cevabı, daha doğrusu sorusu ilginçtir: "Bu kızı sen mi satıyorsun? Madem nişanlındı Aksaray yerine Etiler'deki barlara gitseydiniz."
* * *
BURADA benim ilgimi çeken Aksaray ve Laleli gibi semtlerimizle ilgili oluşan kanaat.
Polise göre Aksaray fuhuş merkezi. Laleli fuhuş merkezi.
Öyle olmasa Etiler'de normal sayılacak bir birlikteliğe, Aksaray'da satıcı ile sermayesi gözüyle bakılır mı?
Ben Laleli ile Aksaray'ın aşağı yukarı kesiştiği bölgede doğdum, orada büyüdüm. Okul dışındaki saatlerimiz Atatürk Bulvarı üstündeki Bulvar Saray Pastanesi, Faik'in Kafesi ve Laleli'ye dönüşteki lokallerde geçti. Bilardoyu, briçi orada oynadık, oralarda tartıştık. Faik'in Kafesi şimdi isimlerini bildiğiniz o zamanki genç edebiyatçıların da merkeziydi.
O zamanlar Aksaray, Laleli ekseriyeti orta gelir seviyesinde bürokrat, memur, subay, öğretmen, tüccar, esnaf ailelerinin oturduğu bir semtti. Mesela 27 Mayıs darbesinde Milli Birlik Komitesi üyesi olan Binbaşı Mustafa Kaplan, annesi ve kız kardeşiyle bizim sokakta otururdu. Sonradan senatörlük de yapan meşhur Çerkezköy Savcısı Mehmet Feyyat da yanılmıyorsam Mustafa Kaplan'ın bu sokakta otururken eniştesi olmuştu. O yıllarda liselerde kitapları okutulan Türkçe - Edebiyat hocası Baha Dürder de komşumuzdu.
* * *
AKSARAY Meydanı denilebilecek bölüm Valide Camii karşısındaki tramvay durağından başlar, aşağıda karakolda biterdi.
Ordu Caddesi'nin ortasındaki geniş trotuvarda iki sıra büyük çınarlar vardı.
Akşam saatlerinde karga sürüleri o çınarlarla Valide Camii'nin bahçesindeki ağaçlar arasında sürüler halinde cıyak cıyak uçarlar, konar, kalkarlardı.
Park ve pazar, eksenin güneyinde yer alırdı.
Parkın yanındaki dükkanlar içinde en meşhuru işkembeci Vangel'di. Kasesi 25 kuruş olan nefis işkembeye rağbet olağanüstüydü.
Ekspres Birahanesi de dolar taşardı. Abdullah Lokantası'nın kapısında özel giysili bir zenci çocuk müşterileri karşılardı.
O ışıl ışıl, cıvıl cıvıl pazara saparsanız, salatacıların fıskiyeleri, balıkçıların ışıklarıyla pazar değil bir tablo ile karşılaştığınızı sanırdınız. "Hem iri, hem taze" diye satıcıların bağırış çağırış satılan yumurta 2.5 kuruştu.
* * *
PERTEVNİYAL Lisesi'nin önünden geçen Atatürk Bulvarı, Aksaray'ı keser Yenikapı'ya geçerdi.
Bulvar yapılmadan önce oraya "çöpçüler arsası" denirdi. Sık sık cambaz gelir, telini oraya gererdi.
Yenikapı tarafındaki geniş caddeden sahile, gazinolara, kiralık sandallara inilirdi.
Yolun ortasındaki kırmızı topraklı çok geniş bölüm bisiklet alanıydı. Yaz akşamları Aksaray ve Laleli'den gelen aileler akın akın Yenikapı'dan sahildeki gazinolara inerdi.
Halkevi binası kültür, eğitim ve spor merkezi işlevini görürdü.
Aynur Sineması'na daha sonraları Bulvar Sineması katılmıştı.
O zamanlar mafya yoktu. Ama Aksaray'da Prens Müştak, Yenikapı'da ise Bahriyeli İsmail namlı iki kabadayı idi...
Murat Paşa Camii imamı Sarı İmam'ın sabah namazlarını Kabe'de kıldığını yayanlar vardı...
* * *
O zamanlar polis, Aksaray'da dolaşan nişanlıları ahlak bürosuna götürüp gözaltına almazdı.
"Madem Etiler'de değil de Aksaray'dasın, öyleyse bu yanındaki kadını satıyorsun" diye de kimseyi suçlamazdı.
Aksaray, adı gibi tertemizdi, onu da kirlettiler...

Doğan HEPER

Vehbi Koç'tan “3 Anektod”1*Meşhur kolonyacı Eyüp Sabri Tuncer, iflasın eşiğinde olduğunu söyleyerek, Vehbi Koç’tan borç ...
24/11/2021

Vehbi Koç'tan “3 Anektod”

1*Meşhur kolonyacı Eyüp Sabri Tuncer, iflasın eşiğinde olduğunu söyleyerek, Vehbi Koç’tan borç ister.

Vehbi Koç, “Altı ay dayanabilir misin?" diye sorar.

"Dayanırım" der Eyüp Sabri.

Öyleyse dinle der Vehbi Koç :
"Sana borç vermeyeceğim. Ama bedava akıl vereceğim. Bana hediye getirdiğin şu kolonya şişesinin deliği çok küçük. Hemen imal ettiğin ve piyasaya sürmediğin kolonya şişelerinin deliklerini büyüt sürümü artır"

Satışları hızla artan Eyüp Sabri bir kaç ay içinde iflastan kurtulur.

2*Vehbi Koç ve Oğlu Rahmi Koç aynı lokantada yemek yerlermiş.

Rahmi Koç garsonlara bol bahşiş verirken, Vehbi Koç adeta bahşişin suyunu sıkarmış.

Neşeli bir anında, garsonlardan birisi bunun nedenini sormuş.

Evladım demiş ; Rahmi Bey tabiki benden fazla bahşiş verir onun babası Vehbi Koç. Benim babam ise bakkal Mustafa Efendi.

3*Vehbi Koç önceki senelerdeki gibi, yazlık evine taşınırken, diğer bir kaç kişisel eşyaları ile beraber kışlık evdeki buzdolabı da taşınmaktadır.

Bunu duyan yeni atanmış Genel Müdür Cengiz Solakoğlu, buzdolabının taşınmasını engeller ve yazlık eve hemen yeni bir buzdolabı gönderir.

Bunu duyan Vehbi Koç çok kızar ve telefon açarak “Sen kendi işine baksana, benim tarzıma niçin karışıyorsun?” diye çıkışır.

Solakoğlu ; “Efendim, kışlık evinizdeki buzdolabını yazlığa taşıdığınız duyulursa biz bundan sonra yazlıkçılara nasıl buzdolabı satarız?” deyince
Vehbi Koç gülerek telefonu kapatır ve meşhur sözünü söyler :
"İyi eleman seç, iyi para ver.
Çünkü kötü eleman sana pahalıya mal olur...☝

Address

Kumkapı

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Tuğrakeş SOKAK posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share