19/05/2012
ÇOCUKLAR,ÇOCUK-AİLE İLİŞKİLERİ
“İyi bir anne (ya da baba) olmayı o kadar çok isterim ki…”,”Çocuğum hayatta hep başarılı olsun istiyorum”.Endişe dolu bu cümleleri sıklıkla duyarız.Çocuğumuzu etkileyecek bir hata yapmaktan korkarız.Şunu hemen söylemeliyim ki;”ana-baba olmak mesleği”,sahada öğrenilir.Sağduyumuza ve içgüdülerimize güvenmek,hala en iyi reçetedir.Hatalar yapmak,çok insanca bir durumdur ve hatalarımızla beraber iyi bir ebeveyn olmak mümkündür.Mükemmel olmak,işte bu,mümkün değildir.
Doğduğunda,çocuğun fiziki,duygusal ve sosyal gelişimi içinde bulunduğu çevrenin ona sunduğu olanaklar çerçevesinde başlar.
Çocuğun öğrenmesi gerekenlerin çokluğuna nazaran çocukluk kısa bir devredir.Çocuk,genetik bir mirasla dünyaya gelir.Zaten,dikkatli bir ebeveyn,daha başlangıçta çocuğun karakterindeki bazı özellikleri keşfeder.Bu özellikler,çocuğun karakterinin temelini oluşturur;bununla birlikte,çocuğu yetiştirme biçimimiz çocuğun kişiliğini ortaya çıkarma biçimini etkileyecektir.Çocuğun kendisi de gelişimini hareketleriyle ve davranma biçimiyle etkileyecektir.Eğer çocuğunuz uyumlu,kendini rahat ifade edebilen bir çocuksa,onunla iletişim kurarken zorlanmayacaksınız.Tam tersine,istediklerini ağlayarak ifade eden,mızmız,tutturan bir çocuk karşısında ise sükunetinizi kaybetmeniz olasıdır.Böylece,çocuğunuzla iletişiminiz bozulacak ,bu da çocuğun iyice “aksileşmesine” yol açabilecektir.
Çocuk,düzenli bir ritmle büyümez.Gelişim süreci,aynı uzunluk ve genişliği olmayan basamaklara sahip bir merdivene benzer.Bazı basamaklar daha yavaş,bazıları ise daha hızlı çıkılır.Her çocuğun tarzı ve ritmi farklıdır.
Gelişme süreci içinde duraklama olabilir.Bu durum,gerekli de olabilir.Hemen paniğe kapılmayın,çünkü;çocuğa öğrendiğini özümlemesi için fırsat verir.Çocuk,bir çok deneyim yaşayarak,”yapa yapa” öğrenir.Duraklama,bir sonraki gelişime çocuğu hazırlar.Unutmamak gerekir ki;bir sonraki gelişim basamağı,çocuk için alışık olduğu belli bir düzeni bırakmak demektir.Örn;ilk kez okula giden bir çocuk için,aile ortamının güvenliğinden uzaklaşmak zor olabilir.Kısacası,öğrenmek,her zaman kolay bir iş değildir.Bununla birlikte,öğrendiği her yeni şey çocuğun kendine olan güvenini ve gururunu arttırır,(ailesininkini de,hele “ben artık yapabiliyorum” cümlesini duyduklarında).
Gelişim süreci içinde çocuk,gerileme (regresyon) yada saplanma (fiksasyon) yaşayabilir.Gerileme,bir önceki gelişim basamağına geri dönmek,saplanma ise bir gelişim basamağında takılıp kalmaktır.Bunlar,çocuğun kendine olan güvenini geri kazanmak için yarattığı fırsatlardır.
Önemle hatırlatmak istediğim bir nokta,tüm gelişim süreci içinde sizin desteğiniz çok önemlidir.
Çocuktan yaşına ve olgunluk seviyesine uygun olmayan şeyler beklemek,onu bir başarısızlığa doğru iter ve çok fazla başarısızlık da onun kendine olan güvenini geliştirmesine engel olur.Bu durumda,çocuğun yetersizlik duyguları ve korku yaşaması kaçınılmazdır.
“Çocuğum kendisinden istediğimi yapabilecek güçte mi ?”.Bu soruya cevap verebilmeniz için onunla ilgilenmeniz,gelişimini takip etmeniz,denemelerini dikkatle izlemeniz,bazen onu dürtmeniz,sezgilerinize güvenmeniz ve eğer hala tereddüt yaşıyorsanız,ilgili uzmanlara başvurmanız,bilgilenmeniz gerekmektedir.Başka bir deyişle,çocuğumuzdan yapmasını istediğimiz şey için doğru bir zaman mıdır ve bu,gerçekçi bir istek midir?Burada sizin göreviniz,çocuğa nasıl yapacağını göstermek(asla onun yerine yapmamak,ama,rehberlik etmek) ve bol bol denemeler yapmasına izin vermektir.Bu çoğu zaman uzun bir süreçtir.Mesleki yaşantım boyunca,ailelerin bu konuda zorlandığına bir çok kez tanıklık ettim.Çocuklarınız “bir kez”gösterdiğinizde,istenileni yapamayabilirler.Lütfen sabırlı olun ve tekrar denemesi konusunda onu cesaretlendirin.
Çocuk,genellikle,yakın çevresi tarafından sevilmek güdüsüyle hareket eder.Ailesini memnun ettiğini gördükçe kendisiyle duyduğu gurur ve benlik değeri artar.Ancak,kendisinden istenileni kavrayamadığında,benlik değeri azalır ve başkalarıyla ilişkisi bozulur.Size düşen görevler şunlardır:çocuğa açık ve net mesajlar veriniz.Beklentileriniz gerçekçi olsun.Çocuğunuz ile işbirliği yapın;siz iyi bir ekip olabilirsiniz.Onu cesaretlendirin.Yazının sonunda aktif dinlemeden bahsedeceğim.Lütfen onu aktif bir biçimde dinleyin.
Şimdi de aile olarak,ne tip eğitimsel tuzaklara düştüğümüze bir göz atalım:
Aşırı koruyucu bir tutum,çocuğun adeta kanatlarını kesmektir.İşleri onun yerine yapmak,hareketlerinin sonuçlarını bizzat görmesini engellemek,sürekli mazur görmek,sürekli hayal kırıklıkları ve zorluklardan korumak,korumacı davranışlardır.Tam tersine,çocuğa aşırı özgürlük tanımak,aşırı hoşgörülü olmak,ona sınırlar koymaktan kaçınmak da çocuğun gelişimini olumsuz etkiler.
Bu iki model davranış tarzı,çocuğun kendini değerlendirmesini,yeteneklerini keşfedip geliştirmesini ve kendisini “iyi” hissetmesini engeller.Bu tip davranışlar,çocukta güvensizliğe yol açar,çocuk inisyatif kullanamaz ve neyi nasıl yapacağını kestiremez.
Sert cezalarla çocuğu itaate zorlayan otoriter aile çocuklarındaysa,korku,güvensizlik ve memnuniyetsizlik duyguları gelişir.Bu çocuklar,neyi,nasıl öğreneceklerinden çok ailenin tepkileri ile ilgilidirler,(ya ailem kızarsa?).
Çocuğunuzun gelişimi için uygun bir ortam hazırlamak istiyorsanız;sevgi dolu olun,ama,istekleriniz net ve kesin olsun,çocuğunuzun kapasitesini öngörün,onu cesaretlendirin,saygı duyun ve en önemlisi onu dinleyin.Bu tip ailelerde yetişen çocuklar,ileride,kendi kendilerini kontrol edebilen,kendilerini ifade edebilen ve ihtiyaçlarını saptayıp doyurabilen bireyler haline gelirler.
Çocuğun yemeğe,içmeye,uyumaya ihtiyacı olduğu kadar kendini güven içinde hissetmeye de ihtiyacı vardır.Çocuk,şu ihtiyaçlarına cevap bulmak ister:
Çocuğun çevresindekilerin onu sevdiğini bilmeye ihtiyacı vardır.Çocuğu olduğu gibi kabul etmek ve saygı duymak gerekir.O sizden ayrı bir bireydir.Sizin yapamadıklarınızı onun yapması için sıkboğaz etmeyin.
Çocuğun ailesinin kendisine dikkat ettiğini bilmeye ve görmeye ihtiyacı vardır.Arkadaşlarını tanıyabilirsiniz.Aileleri ile görüşebilirsiniz.Hangi yemekleri daha çok sevdiğini,hocasının adını,ne tür müzik dinlediğini öğrenebilirsiniz.Bu tip bir sürü küçük şeyin hatırlanmasıyla,çocuk kendini önemli hisseder.Onu nitelerken kullandığınız kelimeler(sen çok tembel bir çocuksun),beden diliniz(çift anlamlı mesajlar;bir şeye evet derken ses tonunuzun sert olması ya da “sen bilirsin” cümlesi),evin atmosferi(aile bireylerinin ortak bir faaliyetlerinin olmaması,tartışma,hatta,şiddet),onun hafızasına dikkatle kaydettiği ögelerdir.Düzenli olarak,suçlanan ve aşağılanan çocuk,değersiz olduğuna inanır.Onu mutlu etmek istiyorsanız;hata yapabileceğini kabul edin (hepimiz hata yapıyoruz),kişilik farklarını kabul edin,sevgiyle ona rehberlik edin.Sevilmediğini düşünen bir çocuk,ailesinin ilgisini ümitsizce arar durur;ağlamalarla,bezdirmelerle,yakınmalarla,çalmalarla,okulda tekrarlayan başarısızlıklarla.
Çocuk,yakınlarıyla samimi ve sürekli ilişkiler kurmaya ihtiyaç duyar.
Çocuk,kendilik değerini geliştirecek bir ortama ihtiyaç duyar.”Ben bu konuda iyiyim” demeye ihtiyaç duyar.Başarıdan ve sonuçtan çok onun gayretini ve sebatını cesaretlendirin.Eğer çocuğunuza,”matematikteki başarın harika.Gayretlerin için bravo” derseniz,kendi gücünü tanımasına yardım edersiniz.Eğer başkaları ile kıyaslarsanız,başarısının değerini başkalarına göre ölçmesini öğretmiş olursunuz.Bu durumda,”eğer benden kötüysen,ben iyiyim” düşüncesi yerleşecektir.
Çocuk,hayatı üzerinde kontrol sağlama ihtiyacı hisseder.Çocuk,gelişiminden kendisinin de sorumlu olduğunu bilmelidir.Eğer kararları onun yerine hep siz verirseniz,önemli kararlar alması gerektiğinde,alamaz ve size bağımlı hale gelir.Kararları siz almayın,ama dikkatle gözleyin.Gerektiğinde yardımcı olun.Unutmayın siz iyi bir ekip olabilirsiniz.
Çocuk,kendine ait değerler sistemi oluşturma ihtiyacı duyar.İlk olarak,çocuk,ailenin değerler sistemine uygun davranmaya çalışırken,daha sonra devreye okul ve arkadaşları girer.Çocuk,bunların hepsini analiz ederek kendi değerler sistemini yaratmaya çalışır.
Bir şeylerin yolunda gitmediğini nasıl anlarsınız?
Çocuklar,her şeyi bize söyleyemediklerinde,zorluklarla karşılaştıklarında(taşınma,boşanma vs.),bunu hareketleri ile anlatırlar.Çocuğunuz,birkaç gündür sürekli uyuyabilir ya da dalgındır.Bir süredir agressif bir tutum içindedir.Okulda motivasyonunu kaybetmiştir.Kendini çevreden soyutlamış,içe dönmüştür.Bu tip davranış değişikliklerine karşı duyarlı olmalıyız,hele bu davranış değişiklikleri aniden ortaya çıkmışsa.
Kendinizi yorgun,bıkmış hissediyorsanız,artık çocuğunuza erişemediğinizi hissediyorsanız,panik duygunuz artıyorsa,o zaman,bir uzmandan yardım almanızın zamanı gelmiş demektir.
AKTİF DİNLEME: Çocuğunuz ile en iyi iletişim yolu,onunla sık sık ve açık bir iletişim kurmaktır.İşte birkaç ipucu:
“Söylediğinden üzgün olduğunu anlıyorum.çünkü….Bana daha fazlasını söyleyebilir misin?”.Bu tarz cümleleri deneyin.Böylece,çocuk,dinlediğinizi görecektir.Ayrıca,yanlış anladınızsa,düzeltme fırsatı vardır.Bu metot,çocuğun kendi bakış açısını ifade etmesi konusunda cesaretlendirir.
“Eğlendiğini görüyorum.Ancak,korkuyorum.Çünkü,ağaca çıkarken düşebilir ve bir yerini kırabilirsin”.
“Okul açıkken geceleri saat 21.00 de yatmanı istiyorum.Çünkü,uykunu yeterince alamamandan ve okulda dersi dinleyememenden endişe ediyorum”.
“Bugün arkadaşınla oynarken onu iki kez ittiğini gördüm.Bu beni çok üzdü,çünkü;böyle davranırsan arkadaşların seninle oynamayabilirler”.
Aynı cümleleri şöyle söylediğimizi farz edelim:
“Sen çok yaramaz bir çocuksun.Gene mi ağaca çıktın.Çabuk in aşağıya”.
“Artık geceleri erkenden yatacaksın.Çabuk yatağına.Sakın oyalanma”.
“Sen ne terbiyesiz çocuksun.Gene arkadaşlarına zarar verdin.Bir daha yaparsan karışmam”.
Aslında,her iki söyleyiş tarzında da içerik aynı.Ancak,ikinci tip cümlelerde siz çocuğu aşağılıyor ve birtakım genellemelerde bulunarak asıl yapmaması gereken davranışa dikkat çekmiyorsunuz.Halbuki,ilk söyleyiş tarzında,durumu net bir biçimde ortaya koyuyor,bu durum karşısındaki duygunuzdan bahsediyor ve bu durumun yaratacağı tehlikeye açık ve net bir biçimde değiniyorsunuz.
Sizin tarafınızdan dinlendiğini ve kabul edildiğini gören çocuk,kendisini açıkça ifade edebilir.